68 Dil Konuşup, Yazabilmek: Bir Dahinin Yaşamı

Öldüğü vakte kadar toplamda 111 dil ve lehçe üzerinde meşgul olduğu, kardeşinin torunu olan Prof. Dr. Eckhard Hoffmann tarafından anlatılıyor. Alman diplomasisine “lisan dehası” olarak adını altın harflerle yazdırmış olan bu dehanın yaşamına bir göz atalım.

1867 yılında bir marangozun oğlu olarak, dönemin Almanya toprağı, günümüz Polonya’sında doğan Emil Krebs; lise müfredatındaki Latince, Fransızca, İbranice ve Eski Yunanca dillerini öğrenmekle kalmayıp, yaşı 20’ye gelene kadar Modern Yunanca, İngilizce, İtalyanca, ardından İspanyolca, Rusça, Lehçe, Arapça ve Türkçe’yi öğreniyor.

Breslau Üniversitesi’nde Teoloji üzerine kısa süren bir ders aldıktan sonra, ana lisans olarak Berlin Üniversitesi’nde Hukuk okumaya başlıyor. O zamanlar fakültesinde yeni başlayan Oryantal(Doğuya Yönelik) araştırmalar Krebs’in ilgisini çekiyor ve bu araştırmaları sürdürebilmek için yabancı dil öğrenimini en büyük önceliği haline getiriyor.
1887 yılında, o zamanların en zor dillerinden biri olarak kabul edilen Mandarin Çincesi dersleri görüyor ve 1890’da iyi bir puanla dersi geçiyor. Lakin Prof. Dr. Eckhard Hoffman’ın anlattığına göre, Çince’yi o dönemde “yüksek öğrenim görmüş bir Çinli kadar” iyi öğrenebilmiş.

Emil Krebs’ın diplomatlık yıllarından bir fotoğrafı.

Okuduğu Hukuk bölümünü de ihmal etmeyip, iyi bir puanla bitiren Krebs, Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nı da başarıyla geçmiş ve 25 yaşında genç bir mahkeme avukatı olarak, Gottesberg’deki Prusya Kraliyet Mahkemesi’nde çalışmaya başlamış. Avukatlık sürecinde, Berlin Üniversitesi’nin Oryantal Diller bölümünde Türkçe dersleri alan Krebs, 30 Eylül 1893 yılında Beijing’e imparatoriçe tercümanu olarak yollanıyor ve Sinoloji(Çinbilim) kariyeri burada başlıyor.

Almanya ve Çin arasındaki diplomatik ilişkiler Birinci Dünya Savaşı sebebiyle sona erene kadar burada çalışan Krebs, Çince’sini gün geçtikçe geliştiriyor ve akıcılığı sayesinde diplomaside bilinen bir figür olmaya başlıyor. İmparatoriçe Cixi’nin çay sohbeti için sürekli yanına çağırdığı arkadaşı olmakla birlikte Çin’de kaldığı süre içerisinde Mançuca, Tibetçe ve Moğolca dillerini iyi bir seviyeye kadar öğreniyor.

İş harici, insanlarla sadece dil pratiği için görüşmeyi tercih eden Krebs, geceleri sürekli dil çalıştığı için gündüzleri hep uyuyakalmasıyla biliniyormuş.

Peki Bu Kadar Dili Nasıl Öğrenebiliyordu?
Maalesef bu önemli sorunun cevabı hakkında pek fazla bir bilgiye sahip değiliz, özel bir metod kullanıp kullanmadığına dair de hiçbir kesinleşmiş bilgi veya arkasından kalan bir not yok. Sahip olduğu kütüphanesini dil ve dil ailesine göre sınıflandıran ve kategorize eden, okuduğu her kitaptan sonra kitapların özetini çıkaran bu dehanın diller hakkındaki yaklaşımına dair emin olduğumuz tek şey:
Haftanın her gününe, 1 hedef dilini yerleştirerek, kendisini sık ve düzenli olarak hedef diline maruz bıraktığıdır.

Otto von Hentig’in anlattığına göre: Krebs’le bir gün dışarıda kahvaltı ederken, yan masadaki 2 yabancının sohbet ettiği dili anlayamayan Krebs, gittikçe sinirleniyor.
Bir şekilde bunun Ermenice olduğunu fark ediyor ve eve döndüğünde hemen Ermenice kitapları siparişi veriyor. 2. haftanın sonuna kadar Ermenice dilbilgisi çalışıyor, 3. hafta Eski Ermenice’yi araştırıyor, 4. hafta ise konuşma dili üzerine pratikler yaparak 9. haftada Ermenice’de ileri bir seviyeye geliyor.

Kendisiyle tanışan bir Polonyalının anlattığına göre, bir seferinde Swabian selamı olarak bilinen “Leck mich am Arsch(K*çımı Öp)” cümlesini ayaküstü 40 dile çevirmiş.

31 Mart 1930 yılında bir çevirinin ortasında beyin kanaması geçirerek ölen Krebs’in beynini, Vogt Enstitüsü’nden gelen araştırmacılar “nörobilim araştırmaları” için alıyor. 2004 yılında yapılan araştırmanın sonucuna göre, Krebs’in beynindeki “Broca alanı” olarak bilinen ve beynin dil fonksiyonlarından sorumlu olduğu alanda çeşitli sıradışılıklar keşfediliyor. Lakin bu alandaki gelişmişliklerin doğuştan mı olduğu, sonradan mı geliştiği günümüzde hala bilinmiyor.

Tarihin en önemli “yüksek çokdilli(hyper polyglot)” insanlarından birinin, keşke çalışma biçimi ve yöntemleri üzerine daha fazla şey bilebilseydik.

Umuyoruz yararlı bir içerik olmuştur,
beğendiyseniz paylaşarak katkıda bulunabilirsiniz.
Sevgiler!

Yazar: Lisanlar Topluluğu

Çokdilliliğe dair!

One thought on “68 Dil Konuşup, Yazabilmek: Bir Dahinin Yaşamı”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s